Bay Moustache ile Ayaküstü Muhabbet

Bay Moustache her yıl ülkemize tatil için gelen binlerce Avrupalı Türk’ten birisi. Yaşı 55-60 arası, 70’li yılların ortalarından beri Fransa’da yaşıyor. Bir vesile ile karşılaştık ve kendisi ile sohbet etme fırsatı buldum. Çay ikram ettim. Derken bana şunu söyledi. “Yalan dünyanın cennetinde yaşıyorsunuz. Türkiye çok güzel bir yer kıymetini bilin.” Ben de durur muyum yapıştırdım cevabı;

-Değişelim mi yerleri? (Sen Türkiye’ye dön ben Fransa’ya gideyim.)

-Vallahi değişirim. (Değişir miyim? Yok yok Fransa güzel.)

Yemin vererek konuştu ancak ilerleyen cümlelerde “Ben artık oraya çok alıştım yazları gelsem de geri kaçıyorum oraya” diyerek konuşmasına devam etti.

Bay Moustache Fransa’ya ilk gittiğindeki sıkıntılardan bahsetti. Bana bir çay, kahve bile ikram etmediler böyle bir kültür yok orada dedi. Kendi hayatından başka hikayeler anlattı derken tokalaştık ayrıldık.

Bugün sabah ekmek almaya markete gittim. Marketten çıktığım yerde bir kavşak bulunuyor. Bu kavşakta ne tesadüf ki Bay Moustache’i arabasıyla gördüm. Israrla kavşağa girmek ve ardından ana yola çıkmak istiyor ancak, ana yoldan geçen hiç kimse ona yol vermedi. Normalde Fransa’da kavşak içinden gelen araca yol verir ana yoldakiler ve trafik bu şekilde akar. Türkiye’de de bu kural var ancak kimse uymuyor, dolayısıyla Bay Moustache bocaladı. İstiyor ki ben kavşaktayım bana yol verilsin. Ama kimse yol vermedi hatta yerel halktan bir kişi bağırarak “Beklesene lan ne yola atlıyosun!” diyerek Bay Moustache’i azarladı trafikte. Ben de tüm bu olanları izliyorum yolun kenarında. Eve doğru yol alırken aklımda sadece bir soru vardı;

Acaba Bay Moustache gerçekten Fransa’yı bırakıp Türkiye’de yaşar mıydı?

Bilgeİş Hackathon Deneyimlerim

8-9 Eylül 2017 tarihinde ODTÜ’de (Orta Doğu Teknik Üniversitesi) gerçekleşen Bilgeİş Hackathon etkinliğine katıldım. Bilenler bilir ancak bilmeyenler için Hackaton nedir kısaca özetleyim.

Hackathon (ayrıca hack günü, hackfest ya da codefest olarak da bilinir) bilgisayar programcıları, grafik tasarımcıları, arayüz tasarımcıları ve proje yöneticileri de dahil olmak üzere katılanların yoğun bir şekilde yazılım projelerinin geliştirilmesi amacıyla diğer takımlar ile rekabet içerisinde bulunduğu bir olaydır. Kaynak: Vikipedi

Bilgeİş Hackathon’da ise etkinlik temaları Sanal Gerçeklik, Oyun, Dijital Pazarlama, Giyilebilir Teknoloji, Robotik ve Üç Boyutlu Tasarım olarak belirlenmiş ve daha da çeşitli hale getirilmiş. İlk defa bir Hackathon’a katıldığım için bu kadar çok çeşitli tema olması doğru mudur yanlış mıdır yorum yapmayacağım. Ama şunu söylemeden geçmeyim bu etkinlik bana lisede katıldığım proje yarışmalarını hatırlattı o kadar.

Hackathon’un yapıldığı alana ilk gittiğimde yaka kartı, kısakol ve şapka verildi. Sonrasında her kategori için ayrılmış masalardan birine oturdum. Bilgeİş Hackathon’a altı kategoriden 33 takım katıldı. Bireysel katılımcılar da ya kendi aralarında bir takım kurdular ya da kabul edildikleri mevcut takımlara dahil oldular. Ben şunu kesinlikle söyleyebilirim ki, önceden takım oluşturup gitmek çok daha avantajlı. Benim dahil olduğum takımda ilk bir kaç saat birbirimizi tanımakla geçti. Kim ne yapar ne eder ne geliştirelim diye düşünürken baktık ki üç dört saat geçmiş.

Etkinlik ortamında, aralarda bir çok insanla tanışabiliyorsunuz. Yeni fikirler geliştirip, yeni iletişimler kuruyorsunuz. Kesinlikle katıldığıma pişman olmadım. Yemekler, ikramlar da cabası. İyi ki gitmişim.

Ben Dijital Pazarlama kategorisinde katılım sağladım. Orada kurduğumuz ekiple birlikte bu kategoride yarıştık. İlk üç sıraya yerleşemedik ancak ben harika tecrübeler edindim. ODTÜ’den hocalar etrafınızda dolaşıyor ve fikrinizi içtenlikle dinliyorlar. Benim için büyük lütuf. Keşke daha çok insanla tanışmış olsaydım diyorum. Ancak bir çok takım da zaten 24 saatlik sürede kendi projesine yoğunlaşmış oluyor. Sandalyesinden hiç kalkmayana şahit oldum. “Gamer kardeşlerime  selamlar.”

Yarışmanın bitimine yakın jüri üyeleri projeleri değerlendirmeye başladı. Her projenin sunum için 3 dakikası olduğu söylendi. Ancak jüri ilgisini çeken projelere daha uzun süreler ayırdı. Bir çok kişi buna itiraz etti ancak farkında değiller ki 3 dakikadan fazla jüri bir projeye bakıyorsa demek ki ilgisini çekmiş. O uzun uzun incelenen projeler de tahmin edersiniz ki dereceye girdi. Ayrıca bütün katılımcılara katılım belgesi verildi.

Ankara’da olmak, ODTÜ’de olmak benim için güzel bir deneyimdi. Tekrar olsa yine giderim. Bu defa çadırım, takımım ve parlak fikirlerimle…