M.K.Ü. Kırıkhan M.Y.O. Deneyimlerim

Hatay, eşsiz güzelliklere ve tarihe sahip Akdeniz’in incisi konumunda bir kent. Jeopolitik konumu ve stratejik önemi de ülkemiz için çok önem arz eden bir şehir. 2011 yılında liseden mezun olduktan sonra aman açıkta kalmayalım düşüncesi ile yaptığım üniversite tercih listemin beşinci sırasında olan Mustafa Kemal Üniversitesi Kırıkhan Meslek Yüksek Okulu Bilgisayar Destekli Tasarım ve Animasyon bölümüne yerleştim.

O yıllarda mesleki ve teknik eğitimi güçlendirme düşüncesi ile bazı ön lisans bölümlere İngilizce hazırlık sınıfı eklemişler ve iki yıllık bölüm oldu size üç yıl. Efendim ben nasıl heyecanlıyım, İngilizce öğreneceğim ve Türkiye’de yeni sayılan bir alan olan 3 Boyutlu tasarım ve modelleme öğreneceğim. Enfes! Derken okula kayıt olmaya yola çıktık üç kafadar.

İsmail – Kuzen

Murat – Dostum

ve ben İbrahim

Hayatımızda hiç gitmediğimiz yollara düştük. Yaşadığımız yerden direkt otobüs bile yok o zaman. İki otobüsle gidip dört otobüsle geldik neredeyse. O maceraları belki başka bir yazıda anlatırım. Hatay’ın Kırıkhan ilçesine gitmek için Topboğazı denilen mevkide inip ilçeye giden araçlara binmemiz gerektiğini öğrendik. Sabahın yedisinde vardık Topboğazı’na. Neyse ki servis varmış ve o araçla Kırıkhan’a doğru yola çıktık. Biz böyle tıfıl üniversiteliyiz sırtımızda çanta ayağımızda şipidik terliklerle yola koyulduk. Serviste bir abi bize bir soru sordu bir yorum yaptı. Orada anlamalıydım aslında bana “Kaç buradan kaç git” demek istemiş de ben anlamamışım.

Servisteki abi: Üniversite okumaya mı geldiniz?

Ben: Evet abi.

Servisteki abi: Nabıcınız da geldiniz. Burada okumaktansa hiç okuma daha iyi.

Ben: Ehehehe!

Kırıkhan o sıralar çok ekonomik bir yerdi. Suriye iç savaşının yeni patlak verdiği ve ülkemize akın akın Suriyelilerin gelmediği bir zamandı. Büyük bir kase, 2 porsiyona yakın mercimek çorbasını 3 liraya içmiştik iyi hatırlıyorum. 3+1 Kaloriferli bir evin kirası da 300-350 lira arasında değişiyordu. “İyi ya ucuzmuş burası tam öğrenci yeri, fazla paranı biriktirirsin (birikmedi) gibi laflar ederek vardık en sonunda Kırıkhan Meslek Yüksek Okulu’na.

Kırıkhan Gazi Lisesi’nin ek bina olarak kullandığı üç blok, üniversiteye tahsis edilmiş ve orası bir şekilde üniversite yapılmıştı. Gazi Lisesinin bahçesi vardı bizim yoktu öyle düşünün. Zoraki bir oluşumdu. Sırf aha burada da üniversite binası var demek için yapılmış bir yerdi. Kayıt yaptırıp kalacak yerimi ayarladıktan sonra üç kafadar Antakya’ya doğru yol aldık. Ancak hikayenin o kısımlarını şimdi anlatmayacağım.

Kırıkhan’daki ilk derse gitmek için hazırlandım. Enerjimi hiç düşürmemeye çalışıyor etrafımda olup biten olumsuzlukları pozitif enerjimle bertaraf ediyor ve ilk derse giriş yapıyordum. Uzun boyuma rağmen en öne oturup “Yes sir! I am speaking English.” diyordum. Öyle ilgiliyim yani. Yeni insanlarla tanışıyorum falan adeta büyük bir kampüste öğrenim gören bir öğrenci havasındayım. Sonra ne oldu biliyor musunuz?

Bir katakulli ile bizim elimizden bu İngilizce hazırlık eğitimini aldılar. Hazırlık sınıfını kapattılar.

(Yazının ikinci bölümünü daha sonra yayınlayacağım.)

*Fotoğraf; mezun olduğum liseye gelip üniversite bölümümü tanıtmıştım, Nisan 2012’de. 

 

 

Sonbaharın Psikolojim Üzerine Etkisi

Eylül ayını geride bıraktığımız şu günlerde havaların iyiden iyiye soğuması ve içinde bulunduğum işsizlik sendromunun da verdiği etki ile karamsarlık ve girişimcilik arasında gidip geliyorum. Çalışma hayatına alışık, mesai saatlerini esnetmekten yırtmış birisi olarak, işsizlik bana iyi gelmiyor. Evet kendime ve eşime bolca vakit ayırıp, düşünme fırsatım çok oluyor ancak bir taraftan da faturalar, kira, araba ve ev masrafları köşeden bana ‘naniik’ yapıyor.

Psikolojim sonbahar gibi. Bir yanda hala yeşil yapraklı fikirler, bir yanda aklımın bir köşesinde bekleyen sarı fikirler, diğer tarafta solmuş gitmiş kahverengi yapraklar. Yeni bir girişim planlamaya başlıyorum. O an çok mantıklı ve devamı gelecekmiş gibi o fikre aşık oluyorum. Daha sonra geçip gidiyor. Ülkemizde nitelikli insanlara bu kadar ihtiyaç varken, bu nitelikli insanlara asgari ücret teklif eden işverenlere bireysel olarak tepki gösteriyor ve o işlerde çalışmıyorum. Ben nitelikli bir insan mıyım tartışılabilir, ancak kendimce, evet ben nitelikli bir insanım diyebiliyorum.

Bütün bunların geride kaldığı günleri iple çekiyorum. Sevdiğim işi yaparak para kazanmak ve bir gün bile söverek işe gitmemek istiyorum.